Nesini hatırlayacağım hıyarın? Anca yesin, içsin, şarkı-türkü dinlesin. Kendi gibi hayırsız adamlarla toplanıp meyhaneye gitsin. Evde her şey çiçek gibi tertemiz, üç-dört kap yemek hep hazır, çocukların ödevleri, okulları, giysileri, hiçbiriyle alakası yok. Neymiş, eve para getiriyormuş, dövmüyormuş, sövmüyormuş, hoş adammış. Onun hoşluğu dışarıya idi, evde hiçbir şeyi beğenmez, en ufak sevgi göstermez, çocukları yanına yaklaştırmaz. Onlar da yaklaşmak istemez zaten, ne yapsınlar öyle suratsız, hoşnutsuz babayı.
Arada bir evlerde toplandığımızda görecektiniz siz onu, sanırsın ki bana bayılıyor, yere göğe koyamıyor beni. “Hadi hanım, bir şarkı söylesene bize, güzeldir sesi bizimkinin, bir hatırla sevgiliyi söylesin hele…” O zamanlar plak, pikap bile yok, değil ki CD filan olsun. Daha televizyon bile yok evde, haftada iki akşam yayın başladığında biz de almıştık, siyah-beyazdı. O zamanlar evde iş yaparken, mutfakta yemek pişirirken radyo dinlerdim. Çocuklar okulda, bey çok önemli işinde, ben evde hiç durmadan yemek, temizlik yapar, dikiş dikerken radyodaki şarkılara eşlik ederdim. Güzeldi sesim. En mutlu olduğum zamanlar bunlardı, çok çabuk geçerdi.