Hesabınız yok mu?
Hesap oluştur
Gürsel Korat, zaman çarkını bu kez Bizans’ta, 1143 yılında döndürmeyebaşlıyor. İmparatorun yazıcılarından Stefanos, yıllardır uykusunda gördüklerinin rüya değil, gelecekten görüntüler olduğunu anlar. Andronikos ise geçmişi görmektedir. Yetenekleri gibi karakterleri de zıt olan bu iki kişi, kesişen kaderleriyle birbirlerinin rüyalarına muhtaçtırlar. Bu karşılıklı bağımlılık, aşk ve taht kavgalarının ortasında boy veren derin çatışmaların zeminini kurar.Doğu Roma’da geçen, Rum Selçuklu dünyasına ise uzaktan bakanRüya Körü’nün dokusunda zaman kavramında çığır açan bir bakışvar. Gürsel Korat, insanın “zaman”la ilişkisine yeni bir penceredaha açıyor.İnsan daima unutur. Çünkü süreğen olarak geçmişte veya gelecekte duramaz.Yapabildiği tek tanrısal eylem, hatırlamaktır. Zamanın dayanılmazve üstün gücü, çığlıkları taşıyıp götürür uzaklara; doğmuş her şeykaranlıklara dalar. Değerini ve gücünü kutsadığımız, kahraman saydığımız yahut saymadığımız ne varsa kaybolur. Yalnızca apaçık ortada olanlar görünmez ve gizlidir, hatırlayışın ışığına tutulana kadar.