Hesabınız yok mu?
Hesap oluştur
Anadolu’nun dumanı üstünde sofralarına yeniden misafir olmaya hazır mısınız?Bu kitapta yalnızca tarifler yok.Bir bakır tencereden yükselen buhar, tandır başında bekleyen sabır, sabah ezanıyla yoğrulan hamur, kışa hazırlık için imece usulü kurulan sofralar var.Memleket Sofrası, Anadolu’nun yüzyıllardır sakladığı mutfak hafızasını bugünün masasına taşıyor. Hititlerden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan günümüze uzanan bu bereketli coğrafyada yemek, hiçbir zaman sadece yemek olmadı; bazen bir dua, bazen misafire duyulan hürmet, bazen de yoklukta öğrenilmiş bir incelikti.Bu sayfalarda Akdeniz’in tuzlu rüzgârı, Güneydoğu’nun kavruk baharatı, Ege’nin zeytin kokusu, İç Anadolu’nun sade ama vakur lezzeti birbirine karışıyor. Kimi zaman adını ilk kez duyacağınız bir yemekle gülümseyecek, kimi zaman tek lokmanın ardında saklı asırlık bir hikâyeyle durup düşüneceksiniz.Çünkü bazı tarifler ölçüyle değil, hafızayla yapılır.Bazı sofralar insanı doyurmadan önce ona ait olduğu yeri hatırlatır.Anadolu’nun dağ köylerinden şehir mutfaklarına uzanan bu yolculukta; kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak sırlarını, atıksız ve bereketli yaşam kültürünü, coğrafi işaretli kadimmiraslarımızı ve toprağın insanla kurduğu sessiz bağı bulacaksınız.Kapağını araladığınız anda sizi tanıdık bir fırın kokusu karşılayacak. Belki büyükannenizin mutfağına, belki çocukluğunuzdaki kalabalık bayram sofralarına, belki de uzun zamandır özlediğiniz o “memleket” hissine götürecek.Çünkü bu kitap, sadece ne yediğimizi değil, kim olduğumuzu anlatıyor.Sofra kuruldu.Yeriniz hâlâ aynı yerde…