Acayip Şeyler Örüyoruz Başımıza

Acayip Şeyler Örüyoruz Başımıza

Barkod: 9786056999000
Stok Sayısı: 1
Basım Tarihi: 1-2020
Baskı Sayısı: 1. Basım
Sayfa Sayısı: 128 Sayfa
Ağırlık: 128,00 Gram
Boyut: 13,00 (en) x 19,50 (boy)
Cilt: Ciltsiz
Kağıt: 2. Hamur
Basım Yeri: İstanbul - Türkiye
Basım Dili: Türkçe

32,00 TL
20%
25,60 TL

Acayip Şeyler Örüyoruz Başımıza, kurguyla gerçek arasında, okurun en çok keyif alacağı noktaya doğru sürekli hareket eden bir kitap. Belirli bir türün gereklerini yerine getirme zorunluluğu hissetmeden, mümkün olduğunca çok çiçekten bal topluyor.

Kitap; eski bir sahafın, “tozdan yılmış kadınlar ile geçmişinden yılmış erkekler”den topladığı kitaplar arasından çıkan 27 farklı günlükten seçtiği parçalardan oluşuyor. Ağırlıklı olarak 1950 ila 1990 arası döneme ait bu parçalar günlük sahiplerinin iç dünyalarını etkileyici bir doğallıkla ortaya koyuyor, onların aklından geçenleri güçlü bir biçimde hissetmemizi sağlıyor.

Günlükler aynı zamanda, bütün hüzünlü ve komik yanlarıyla, sahiplerinin gündelik hayatlarına dair geniş bir manzara sunuyor. Bu manzara içine sık sık o yılların popüler kişi ve olayları da sızıyor ve bunları da günlük yazarlarının olağan hayatlarıyla iç içe geçmiş bir halde okuyoruz. Örneğin: Selahattin Pınar ile Aleko Bacanos arasında yaşanan tatlı bir atışmayı; Sülün Osman’ın tövbe ederek bir Tekel Bayii açışını; Bir bankanın 60’lı yıllarda ilk kez “kompüter” kullanmaya başlamasını; Filiz Akın’ın assolist olarak çıktığı bir kadınlar matinesini; Belgin Doruk’un ünlü karavelini; Üst üste fazla Hümeyra dinlemenin yol açtığı bir ruhsal hareketlenmeyi; Can Akbel’in televizyonda yaptığı sıradışı bir anonsu; 74 Dünya Kupası finalini; Bir gencin Müjde Ar’la görücü usulde evlenme fırsatını kaçırışını; Et Balık mağazalarında bir türlü Halk Salam bulunamayışını ya da Macar Sirki’nde gösteri yapan Berber Fil’i…

Acayip Şeyler Örüyoruz Başımıza için, "okuyucu tarafından yeniden kurgulanmak üzere, bir romanın pek çok unsurunu tatlı bir dağınıklık içinde sunuyor" diyebiliriz. Kitap çok yüksek bir okuma keyfi veriyor ve bunu da okuruna duyduğu saygıyla başarıyor. Saygı duyuyor, çünkü bir metnin eksik parçalarını tamamlamada hiçbir yazar iyi bir okurun eline su dökemez.