ağustos aldı bütün sırlarımı ağırlaştı sevabım
güz gibi yakamdasın tereddütsüz
hangi adrese uğrasam demirler sürgülü
hangi dilden konuşsam yasaklı yanım hatırlanıyor
aşk diye tercüme ediyor peltek tercüman
mümkünüm oluyorsun
çünkü savrulduğum her kıyıda sana çıkıyor hikayem
ondan sığınıyorum sükutuna tabutlar taşıyan kalabalığın
eskiyen kafakağıdımı gösteriyorum
gördüğüm her haydari surata
yine ve yalnız sen anlıyorsun mülk diye bıraktığım
akşamla sabahın yer değiştirdiği sonbahar defterime
anılar eklediğimi de dedemden kalma
***
bir de ele versin diye haylazlığımı
gül almayı unutmamışım dönerken eve
ömrüm en tanıdık adreslerde şaşırıyor yolunu
ağustos aldı bütün sırlarımı