Bayraklarımı Çektim - Kendi Sesinden Şiirler

Bayraklarımı Çektim - Kendi Sesinden Şiirler

Yazar: Oktay Rifat
Barkod: 9789750829253
Stok Sayısı: Stokta Yok
Basım Tarihi: 5-2014
Baskı Sayısı: 1. Basım
Sayfa Sayısı: 76 Sayfa
Ağırlık: 76,00 Gram
Boyut: 17,00 (en) x 23,00 (boy)
Cilt: Ciltsiz
Kağıt: 2. Hamur
Basım Yeri: İstanbul - Türkiye
Basım Dili: Türkçe

12,96 TL
9,72 TL

Yapı Kredi Yayınları’nın kendi sesinden şiirler CD’li kitap dizisi şiirimizin yenilikçi ustası Oktay Rifat ile sürüyor. Şairin 100. doğum yıldönümüne armağan olarak çıkan Bayraklarımı Çektim kitabında ve bu kitapla birlikte verilen CD’de Oktay Rifat’ın kendi sesinden toplam 16 şiir var: Vazife, Sabah Türküsü, Ağıt, Güz Türküsü, Elleri Var Özgürlüğün, Homeros İçin, Agamemnon I, Az Gelişmiş, Gündüze Geceye Özlem, Bayraklarımı Çektim, Emine, Nara Benzerdin, O Semtler, Yaz Yağmuru, Ve İhtiyar Yalının, Fatih’in Resmi.

Oktay Rifat (1914-1988) modern şiirimizin iki büyük akımı Birinci Yeni (Garip Hareketi) ve İkinci Yeni’nin kurucu ustalarından. Elli yıl süren büyük şiir serüveni yeniliklerle, atılımlarla dolu. Kendi şiirsel gelişimini Türk şiirine taze havalar katarak sürdürdü. Baştan itibaren Anadolu coğrafyasındaki halk şiirinin türlü renklerini şiirine katmayı bildi. Halk dilindeki derinlikleri modern bir söyleyişe, biçime kavuşturdu. Latin ozanlarından Karacaoğlan’a geniş bir şiir iklimini dolaştı. Şimdi bu kitapta onu dinlerken kendi tonlaması, vurgulaması ve edasıyla şiirindeki bazı ince ayrımlar belirginleşiyor. Seçtiği şiirler ve okuyuş biçimi onun nasıl yalın ve destansı, görkemli ve lirik bir şair olduğunu gösteriyor. Doğaya, insana, tarihe kendine özgü bir derinlik katarken, günlük duygulanımlara da renk veriyor.

Oktay Rifat’ın kitaplarından seçerek okuduğu, toplam 16 şiirden oluşan ses kaydında şiirlerin ara müziği Samih Rifat’a ait. Yani büyük şaire oğlu Samih Rifat da gitarıyla eşlik ediyor.

Oktay Rifat bir söyleşisinde şöyle diyordu: “Benim kanıma göre her şiir lirik bir şiirdir. Valéry, Fransız şairi Valéry bunu şöyle anlatıyor, diyor ki: ‘Şiir, mitologya kuşu Phoenix’e benzer.’ Phoenix, bilindiği gibi, her gün kendi ateşiyle yanıp kül olan ve sabahları yeniden küllerinden doğan bir kuştur. Şiirde de kişi şiiri okuyunca bir suskunluğa varır, şiir ölür. Ama o içeriği tazelemek istediği zaman, tıpkı Phoenix’in küllerinden yeniden doğması gibi, kendi kendinden, yani kendi biçiminden doğar. Benim şiir anlayışım budur.”