Haritabilim ve haritaların algılanışında yaşanan değişim ve dönüşüm, haritaların değeri ve kullanımı açısından farklı fikir ve yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tasarlanma ve yapım süreçlerinde bilimsel disiplinlerin ve teknik uygulamaların önemi bir rol oynaması, haritaların, kullanım amaçları ve hizmet ettikleri niyetler çok fazla irdelenmeden, doğruluğu tartışılmaz bir otorite ve başvuru kaynağı olarak kabul edilmesini beraberinde getirmiştir. Ancak harita yapımı ve kullanımıyla birlikte, haritaların temsiliyet biçimi, okunması ve eleştirel yaklaşımlarla değerlendirilmesi alanlarındaki gelişmeler, haritaların şekillendikleri sosyo-politik, ekonomik ve kültürel arka planlar çerçevesinde yeniden ele alınıp yorumlanması yaklaşımını güçlendirmiştir. Coğrafi unsurları, bazı özel durumlarda ekonomik, toplumsal ve kültürel olguları, gerçeklik ve onun temsili arasında benzerlikler kurarak ve kullanıcının dikkatini çekmeye çalışarak yansıttığı için harita, neyi nasıl temsil edeceğine bağlı olarak önceden belirlenmiş amaçlar, niyetler ve hedeflerle sınırlıdır. Harita olgusunun bu paradoksal yapısı , haritalara, yapabilecekleri ve yapamayacakları, sınırsızlıkları ve sınırlarıyla, yazınsal yapıtlarda izleksel, imgesel ve simgesel biçimlerde kullanım alanı bularak, hem edebiyat yazarları hem de okurları için olağanüstü bir çekicilik katar. Bu kitap, harita imgesinin çeşitli türlerdeki edebiyat metinlerinde hangi bağlamlarda yer aldığını, nasıl kullanıldığını, iki ayrı yaratı ve temsil biçimi olarak harita ve edebiyatın metinlerdeki etkileşim sürecini ele almaktadır.