Bazı aşklar iyileştirmez; yarayı açık tutar.
Bazı ilişkiler bitti sanılır—başka bir biçimde sürer.
Serdar ve Serap, sevmeyi değil; tutunmayı öğrenmiş iki insanın hikâyesini yazıyor.
Bir düşle başlayan yakınlık; zamanla sahiplenmeye, kıskançlığa, suskunluğa ve sessiz bir kopuşa dönüşür.
Birinin sevgisi, diğerinin özgürlüğüne ağır gelir.
Birinin yokluğu, diğerinin içini bir mezar gibi doldurur.
Bu roman; aşkın masumiyetini kaybettiği yerde, insanın kendine nasıl düşman kesilebildiğini anlatıyor.
İhanetin, pişmanlığın ve takıntının içinde sıkışan iki ruhun; korkularıyla, çocukluk yaralarıyla ve “bensiz yaşayamazsın” cümlesinin zehriyle yüzleşmesini...
Ve bazen, bir hayatın nasıl bir kokuya dönüştüğünü.
Aşkın en karanlık hâliyle tanışmaya hazır mısınız?